Monday, March 13, 2006

Bir uç bulup tutamıyorsun biliyorum. Tutacak uç bulamadığından değil, aslında hangi ucu tutacağını bilemediğinden. Ah benim sevgili kardeşim, eğer bu kadar cok ucu varsa hayatının -anla artık- paramparça olmuşsun demektir bu.

Ben söyleyeyim sana, uç aramayı bırak, ya düğüm atmaya çalış, ya birleştir parçaları, ya da en iyisi at bütün uçlarını (uç bütün atlarını), kendine yeni bir hayat al.

Az kullanılmış olsun, bilirsin yenisi sana yaramaz. Yere ser bu yeni, beyaza yakın hayatını, sonra her nereye sakladıysan, teker teker bulup çıkar seni sen yapan parçalari. Umutlar şuraya, ortaya; sevinçler de yanına, sevmeyi şu köşeye, hüzünleri de soluna, daha ne varsa geride, yerleştir yeni hayatının üzerine. Sonra usulca eğil, tut 4 köşesinden hayatının, katla, düğüm at, bohça yap ve vur sırtına! Ne yaparsan, nereye gidersen senindir artık.

İster düş yollara, ister olduğun yere otur; ya da başından beri uç isteyen sen değil miydin? İyice ger kanatlarını ve uç! (kim bilir, belki de bir tür paraşüttür hayat)

2001 / Ankara

0 Comments:

Post a Comment

<< Home